Tek uluslu bir devlet olan işgalci Ermenistan'da Ermeniler ve zorla Ermenileştirilmiş, Gregoryenleştirilmiş Ezidi Kürtler dışında kimse yaşamıyor. Başbakan Nikol Paşinyan hükumetinin çeşitli baskılarla Ezidi Kürt taburları oluşturduğunu ve onları Karabağ cephesine gönderdiğini biliyoruz. Paşinyan’ın "Benim Adım" hareketinin parlamenter fraksiyonunun bir üyesi, bir milletvekili ve Kürt kökenli bir Ezidi olan Rustam Bakoyan bu durumda özellikle aktif. Bakoyan, Ermeni medyasına Ezidi Kürtlerden oluşan üçüncü bir "gönüllü alayı"nın şimdiden oluşturulmakta olduğunu söyledi. İddiaya göre ilk iki alay Ezidi topluluğunun 430 üyesini içeriyordu ve şu anda onların sadece 83'ü hayatta. 

FaktyoxlaLab. olarak Ermeni ve yabancı basında derlediğimiz haberlere dayanarak, Ermenistan’daki Ezidilerin durumunu araştırdık.

Ermenistan toplumunda Ezidilere karşı karşı ırksal ayrımcılığın mevcut olması artık hiç kimseye sır değil. Tüm alanlarda kendilerine karşı ayrımcılık yapıldığını artık Ezidiler de saklamıyorlar. Onlar sadece Sarkisyan döneminde değil, şuan Pasinyan iktidarında da aynı biçimde zor durumda olduklarını söylüyorlar. Gecen sene hatta onlar bir bildiri yayınlayarak kendilerine karşı yapılmakta olan haksızlıkları da dile getirmislerdi. Ama değişen birşey olmadığı gibi, durum iyice vahimlesiyor.

Şöyle ki, ekonomik açıdan zor koşullarda yaşayan Ermenilerin tek umut kaynağı olan Ezidiler Irak ve Suriye'deki çatışmalar uzarken, Ermeni hükümetinin vaatlerine aldanarak Ermenistan'a taşındılar. Fakat onlara karşı hiçbir istihdam sağlanmadı ve bunun sonucunda da Ezidiler ciddi nüfus ve göç sorunlarıyla karşı karşıya kaldılar. Dağlık Karabağ'da nüfusu artırmak için ülkeye sığınan Ezidilerin çoğusu zamanında Erivan'ın işgal ettiği topraklara gönderildi. Ancak şuan birçok Ezidi, Ermenistan'da gördükleri muamele, işsizlik ve ülkenin yoksulluğu nedeniyle üçüncü bir ülkeye gitmeyi tercih ediyor.

   

Kimi zaman Ezidi kürtlerinin haklarını koruyan sivil toplum örgütleri de bu durumdan rahatsız olduklarını dile getiriyorlar. Ermenistan Sincar Ulusal Ezidi Ulusal Birliği de sürece aktif olarak katılıyor. Sincar'ın lideri Boris Murazi'ye göre, Ermenistan'daki Ezidiler yerel topluma entegre olma konusunda ciddi sorunlarla karşı karşıya ve Müslümanlarla karıştırılıyorlar. 

Boris Murazi, Ermenistan'a sürülen Ezidilere yönelik saldırının gerçeklerini not etti ve onları Erivan radikallerinin saldırılarından korumak için Ezidilerin yaşadığı köylere yerleştirmeyi önerdi. Kasım 2015'te Ermeni kilisesi, Ermeni rahiplerin Ezidilerin Şeytan'a ibadet ettiğine karar vermesi nedeniyle Ezidilerin evliliğini yasakladı.

Bu aşağılayıcı ve aşağılayıcı karar, "Bir Ermeni Ezidi ile evlenebilir mi?" Makale Ermeni Apostolik Kilisesi'nin Ararat Piskoposluğunun Qahana.am isimli web sitesinde yayınlandı. Bu makale Ermenistan'daki Ezidiler arasındaki gerilimi artırdı. Etnik ve Kültürler Arası İşbirliği Merkezi Başkanı Sashik Sultanyan, Ermeni Apostolik Kilisesi'nin hizmetçisi Yesai Artenyan'ı dini duygularını aşağıladığı için Ezidiler'den özür dilemeye çağırdı. Sashik Sultanyan, Artenyan'dan alıntı yaparak şunları söyledi: “Ezidiler güneşe taparlar. Ezidi türbelerinin girişinde bir Şeytan heykeli görebilirsiniz. Sadece Şeytan'a inanmakla kalmıyorlar, ondan kendilerine zarar vermemesini de istiyorlar."

Bunun üzerine Sincar Birliği başkanı Boris Murazi, rahip Yesai Artenyan'ın qahana.am'da yayınlanan aşağılayıcı makalesinin kaldırılması için Ermeni Apostolik Kilisesi Vedi Patrikliği'ne başvurdu.

Ermenistan'daki Ezidilerin kilise, yetkililer ve milletvekilleri tarafından zaman zaman aşağılanması, ulusal azınlıklar arasında ciddi bir memnuniyetsizliğin de kaynağı olarak biliniyor. O yüzden çoğu Ezidi çıkış yolunu ülkeyi terk etmekte görüyor.

2013'te Milletvekili Manvel Badeyan parlamentodaki meslektaşlarına "Sen Ezidi değilsin!" demişti. Ezidiler onun bu çağrısını hala unutamıyor.                          

Ezidi bir kadın ve çocuğunun Ermenistan Adli İcra Teşkilatı çalışanları tarafından dövülmesi ve aşağılanması konusu da geçtiğimiz yıllarda mahkemeye sevk edilmişti. Bu, Boris Murazi tarafından Aravot'a verdiği röportajda "Ezidi gelini eve getirmeyeceğim" yazısında da dile getirilmişti.

Irak'tan Ermenistan'a sığınan Ezidilerin yaklaşık %70'i Irak'a geri döndü, Suriye'den gelenlerin büyük çoğunluğu başka ülkelere gitmeyi tercih etti. Bunun temel nedeniyse Ermenistan'ın izlediği politika oldu: Ülkeye giren etnik grubun tamamen Ermenileştirilmesi ve yerel nüfusla karıştırılması politikası uygulandı. Bazı Ezidiler bu acı kadere çoktan razı olarak soyadlarını Ermenice olarak değiştirdiler. Ancak dini açıdan kimileri direnmeye çalışırken, kimileri bunun mümkün olmadığını anlayarak ülkeyi bir an önce terk etmeyi tercih ettiler. 

2016'daki Nisan çatışmalarının ilk dakikalarında beş Ezidi askerin ölümü, kamuoyunda ciddi bir infial yarattı. Tabii ki, ulusal etnik kökene ilişkin iç sorunlar medyada tam olarak yer almıyordu. Ancak cephede bir günde 5 Ezidi askerin ölümü, tüm dünyadaki Ezidileri sarstı. 

Yaklaşık bir sene sonra Ermenistan basınında Ezidi Kürtlerinin "Sincera" Milli Birlik Sivil Toplum Örgütü`nün temsilcisi Zemfira Kalaşyan temsil ettiği halkın eğitimiyle ilgili sorunlara ilişkin bir makale yayınladı. Yazar makalede Ezidi kızlarının büyük çoğunluğunun eğitimsiz olduğunu dile getirerek, böyle bir durumun oluşumunda aile başkanlarıyla beraber devletin de rolü olduğunu vurguladı. Onların kanısınca, Ermenistan devleti Ezidi Kürt kızlarının eğitimine ilgisiz tutum sergilemektedir.

Makalede bu dinsel etnik grubun temsilcilerinin kızlarının erken evlilik kurması yönünde teşvik ettiğini dile getirdiler. Oysa, Ermənistada erkekler ve kadınlar yalnız 18 yaştan itibaren aile kuruyorlar: "Ermenistan devletinin yerel kurumlarının faaliyyetsizliği yüzünden Ezidi Kürtleri kızlarını okula göndermiyorlar. Devlet kurumlarıysa buna ilgisiz davranıyorlar, böylece kendilerini de yasaları ihlal ediyorlar."

Ermenistan’da çoğu kimse, aynı zamanda Ezidiler Karabağ Ermenilerinin iktidardan gitmesinden sonra kendi yararlarına değişeceklerini düşünüyorlardı. Askeriyede peşpeşe Ezidi askerlerin ölü bulunması, Ezidi köylerinde ve Ezidilerin Ermenilerle beraber yaşadıkları köylerde diz boyu olan sosyoekonomik sorunlar, Ezidi nüfusunun ülkede hızla azalması Ermenistan’da gerçekleşen devrimde Ezidilerin aktif rol üstlenmesine neden oldu. Ama Ezidiler yine yanılmışlardı. Paşinyan’ın iktidara gelişinden sonra yine aynı sorunlarla karşılaşan Ezidiler yine görmezden gelindiler, yine sorunları çözüme kavuşmadı. Yine ikinci sınıf insan muamelesi gördüler. Ermeni yetkililer bununla da yetinmediler. 

4 Ezidi köyünde Paşinyan’ın seçimleri kaybetmesi yıllar önce Ermeni siyasilerin Ezidi köy mezarlığını yıkarak satması olayını aratmadı. Daha önce akıl hastası asker Broyan’ın olayında nasıl suçlular örtbas edildiyse, bu olayda da aynı biçimde Ddmasar, Arevut, Sorik ve Otevan köylerinde oturan Ezidilere karşı uygulanan baskı da görmezden gelindi. Bu köylerin cemaat başkanlarının istifaya zorlanmaları bu köylerde oturan Ezidilerin ayaklanmalarına neden oldu, ama galiba Ermeni yetkilileri bu duruma artık alışmış gibi gözüküyorlar. Ve galiba bu gösteri sonuncu gösteri de olmayacak. Okulları ellerinden alınmış, nüfus sayımında sayıları 50.000 kişi değil de, toplam 20.000 kişi olarak gösterilmiş Ezidilerin gerek eski iktidarların, gerekse de Nikol Paşinyan’ın döneminde örneğin eğitim sorunlarını çözmek, onlara uygun kitapların basımı için toplam 3000 dolar geliyor ki, bunu bile Ezidilere sağlamıyorlar.

Defalarca Ezdiler Rya Taza köyünde köy halkı Kürdistan İşçi Partisi(PKK) üyelerinin beldelerinde dolaşarak propoganda yürüttükleriyle ilgili yetkililere şikayette bulundular, hatta o beldede Kürdistan İşçi Partisi’nin ofisinin bile kurulduğu yetkililere iletildi, ama maalesef Türkiye’den gelen bu karanlık güçlere resmi Erivan desteklerini sürdürüyor.

      

Yıllardır horlanan, aşağılanan Ezidi nüfusun İkinci Karabağ Savaşı’nda güya Ermenistan’dan yana birlikler oluşturarak Azerbaycan’a karşı savaşması iddiasına gelecek olursak, bu iddia yalan iddiaya daha çok benzemektedir. Zira, yukarıda da verdiğimiz örneklerden yola çıkarak bu iddianın asla kabuledilebilir bir iddia olduğunu düşünemeyiz. II Karabağ Savaşı’nda Azerbaycan’a karşı birlikler kurup savaşanlar işte Rya Taza köyünde ve diğer köylerde üsler kurarak terör propogandası yapan PKK militanları ve sempatizanlarıydı. Bu durum savaş sırasında Azerbaycan tarafının elde etmiş olduğu istihbarat bilgileriyle de teyit edilmiştir.