Bu yazıda Türkiye’de on yıldır uygulanan kalıcı yaz saatiyle ilgili tartışmaları, dünyadaki uygulamaları ve insan hayatına etkilerini ele alıyoruz.
Bulgular
- Türkiye’de 2016 yılında enerjiden tasarruf gerekçesiyle kalıcı yaz saati uygulamasına geçildi.
- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, İTÜ’nün çalışmasına referans göstererek kalıcı yaz saati uygulamasının enerji tasarrufu ve insan sağlığı üzerinde olumlu etkileri olacağını belirtti. Fakat söz konusu çalışma kamuoyuyla paylaşılmadı.
- Saat değişikliği uygulamasına son verilmesi Avrupa Birliği ve ABD’de de tartışılıyor.
- Avrupa Parlamentosu ve AB Komisyonu 2019’da uygulamanın kaldırılması yönünde görüş bildirse de hangi saat diliminin kalıcı hale getirileceği konusundaki tartışmalar bu konuda adım atılmasını zorlaştırıyor.
- Doç. Dr. Sinan Küfeoğlu ve arkadaşları, Türkiye’de 2012–2020 dönemine ait saatlik elektrik tüketimi verilerini, elektrik fiyatlarını ve meteorolojik verileri kullanarak bir çalışma yaptı. Sonuçları 2021’de yayımlanan çalışmada saat uygulamasının Türkiye’nin toplam elektrik tüketiminde ölçülebilir bir tasarruf sağlamadığı sonucuna ulaşılmış.
- Teyit’in ulaştığı Küfeoğlu, saat uygulaması tartışmasında enerji tasarrufunun belirleyici olmaması gerektiğini ifade etti.
- Uluslararası araştırmalar da saat uygulamalarının ölçülebilir bir tasarruf sağlamadığını gösteriyor.
- Araştırmalar saatlerin değiştirildiği dönemlerin insan sağlığına olumsuz etkileri olduğunu gösteriyor.
- Uzmanlar insanların biyolojik saatleriyle daha uyumlu olan kalıcı kış saatinin daha sağlıklı olduğunu belirterek kalıcı kış saatine geçilmesini öneriyor.
- Teyit’in ulaştığı Uyku Hastalıkları Doktoru Prof. Dr. Derya Karadeniz’e göre ışık ve karanlık sirkadiyen ritmi en çok etkileyen faktörlerin başında geliyor. Karadeniz, kalıcı yaz saati uygulamasıyla birlikte kış aylarında uyku bozukluğu şikayetiyle başvuran hastalarda artış olduğunu söylüyor.
- Uzmanlar, hangi uygulamanın enerji tüketiminde daha efektif, hangisinin insan sağlığı için daha iyi olduğu konularında hemfikir olmasalar da enerji verimliliği ve insan sağlığı için gün ışığından maksimum seviyede faydalanmanın şart olduğu noktasında anlaşıyorlar.
Avrupa’da bu yıl 24 Ekim'i 25 Ekim'e bağlayan gece saatler bir saat geri alınarak kış saati uygulamasına geçildi. Türkiye’de ise 8 Eylül 2016’da Resmi Gazete’de yayımlanmasından bu yana uygulanan kalıcı yaz saati uygulaması onuncu yılına giriyor. Sabit saat uygulaması yıllardan beri Türkiye’de tartışma konusu. Uygulama çerçevesinde on yıldır Türkiye’nin en doğusu olan Iğdır’dan geçen 45’inci meridyenin baz alındığı saat dilimi kullanılıyor.
Bu dosyada, hakkında farklı görüşlerin olduğu kalıcı yaz saati uygulamasını savunanların ve karşı çıkanların argümanlarını irdeliyoruz.
Niçin kalıcı yaz saati uygulaması?
Kalıcı yaz saati uygulamasına 8 Eylül 2016’da elektrik tüketiminde tasarruf edileceği gerekçesi ile geçilmişti. 9 Eylül’de Habertürk’ün yayınına katılan İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca ve İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Duran Şahin, dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın, Türkiye’de kalıcı yaz saatine geçilmesi yönünde bir proje yapılmasını istediğini ve projenin İTÜ’ye verildiğini ifade etmişti. Projenin yürütücüsü olan Prof. Dr. Ahmet Duran Şahin ise yayında, elektrik fiyatının en yüksek olduğu 17:00-22:00 puant saatleri arasında tüketimin artmasına yol açan kış saati uygulamasının kaldırılması ve kalıcı yaz saati uygulamasına geçilmesiyle elektrik tüketiminden tasarruf edileceğini söylemişti.
İTÜ Akademi internet sitesinde Ahmet Duran Şahin’in profilinde “Yaz Saati Uygulamasının YSU Güneş Işınımı Güneşlenme Süresi ve Elektrik Tüketim Verilerine Bağlı Olarak Analizi ve Modellenmesi” başlıklı proje açıklamasında “Türkiye’de uygulanmaya başlanan Sürekli Yaz Saati uygulamasının temelini oluşturan araştırma projesi” olduğu bilgisine yer verilmiş. 1 Kasım 2015-12 Ağustos 2016 arasında yapıldığı belirtilen projenin çıktılarına dair herhangi bir rapor ya da belge ise paylaşılmamış.

Uygulamanın birinci yılından sonra kamuoyuna yapılan açıklamalarda İTÜ tarafından yayımlanan "Sabit Saat Uygulaması (SSU) Değerlendirme Raporu”nda elektrik tüketiminde toplam 1 milyar 308 milyon 297 bin kilovatsaat tasarruf edildiği aktarılmıştı. Bu da enerjide yaklaşık 538 ila 801 milyon lira tasarruf sağlandığı anlamına geliyordu. Fakat Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) ise raporun kamuoyuna açık olmadığını söylemiş ve rapordaki verilerin resmi verilerle çeliştiğini iddia etmişti.
2021’de CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer kalıcı yaz saati uygulamasına dair soru önergesi vermişti. Dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, soru önergesine verdiği yanıtta İTÜ’de yayımlanan bir araştırmayı referans vermiş, uygulamanın saat değişimlerinin getirdiği kaygı, stres, depresyon gibi etkileri azalttığını söylemişti. Gürer, 2023’te de aynı konuyu meclis gündemine taşımış ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da İTÜ’de yapılan çalışmayı işaret etmişti.
Fakat Dönmez’in ve Bayraktar’ın hangi araştırmaları referans gösterdikleri belirsiz. Gürer, 2023’te Bayraktar’a araştırmayı yapan öğretim üyesinin kim olduğunu sormuş, yanıt alamamıştı.
Uygulama onuncu yılına girse de akıllardaki soru işaretleri giderilmiş değil. Yeni Parti Adana Milletvekili Ayhan Barut, 16 Eylül 2026’da TBMM’ye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın yanıtlaması adına önceki soru önergelerine benzer bir soru önergesi vererek kalıcı yaz saati uygulamasına dayanaklık eden akademik çalışmaların olup olmadığını ve kamuoyuna açıklanıp açıklanmayacağını sormuş.
Soru önergesine 13 Ekim 2026’da yazılı olarak yanıt veren Bakan Bayraktar, daha önce olduğu gibi İTÜ tarafından yürütülen çalışmayı referans göstererek şu ifadeleri kullanmış:
Bakan’ın yanıt metninde söz konusu raporda yer aldığı belirtilen “Yönetici Özeti” kısmına da yer verilmiş. Raporun “meteoroloji mühendisliği, elektrik mühendisliği, psikoloji, sosyoloji ve ekonomi alanlarında çalışmalar yürüten akademisyenler ile uzmanlardan oluşan bir ekip” tarafından hazırlandığı ifade edilirken uzmanların isimleri ve raporun kendisinin kamuoyuna açıklanıp açıklanmayacağı sorusuna yanıt verilmemiş.
Teyit, konuyla ilgili uzun yıllardır çalışmalarını sürdüren Makine Mühendisi Tahir Bıyıkçıoğlu’ya ulaştı. Bıyıkçıoğlu’na göre, ülkelerin gün ışığından daha fazla yararlanmak üzere doğu meridyenlerinin saatini kullanmaları birçok açıdan daha faydalı. Bıyıkçıoğlu, “Yıllardan beri gün ışığından yararlanmak ve tasarruf sağlamak gibi gerekçelerle uygulanan yaz saati uygulaması, niçin kış aylarında da aynı faydaları sağlamasın?” diyor. Kış saati uygulandığı dönemde havanın ülke genelinde ortalama 16.00’da karardığının altını çizen Bıyıkçıoğlu, “Bu uygulama insanların hem sabah saatlerinde gün ışığından yararlanabilecek iken uykuda olmalarına hem de erken saatlerde kararan hava sebebiyle gün ışığı görmeden bir kış geçirmelerine sebep oluyordu.” diye ekliyor.
Mevsimsel saat uygulamaları dünyada da tartışılan bir mesele
Aslında mevsimsel saat uygulamaları yalnızca Türkiye’nin tartıştığı bir mesele değil.
AB üyesi ülkeler bu yıl da saatlerini bir saat geri alarak kış saati uygulamasına geçmiş olsa da 2018'de Avrupa Birliği (AB) çapında 4.6 milyon kişinin katılımıyla yapılan ankette mevsimsel saat değişikliği uygulamasına son verilmesini isteyenlerin oranının yüzde 84 çıkması üzerine AB Komisyonu üye ülkelere uygulamayı bırakmaları önerisinde bulundu. Avrupa Parlamentosu da 2019’da Komisyon’un önerisine 192'ye karşı 410 oyla kabul ettiği bir kararla destek verdi. Kararın desteklenmesinde halkın uygulamaya karşı olması kadar saatleri değiştirmenin artık enerji tasarrufu sağlamadığını gösteren bulgular da etkili.
Uygulamanın sona erdirilmesi yönündeki genel görüş birliğine rağmen yıllar içinde konu siyasi gündemden düştü ve AB’de mevsimsel saat değişikliği uygulaması devam etti.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in 20 Ekim 2025’te yaptığı açıklama ile konu yeniden gündeme geldi. Başbakan Sanchez, saat değişikliğinin enerji tasarrufuna neredeyse hiç katkısı olmadığını ve insanların sağlığı ve yaşamları üzerinde olumsuz etkisi olduğunu gösteren bilimsel çalışmalar olduğunu belirterek 2026’da uygulamaya son verilmesi çağrısında bulundu. Finlandiya, Polonya, AB Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu Sanchez’in açıklamasını desteklese de ortak pazarın işleyişi, enerji kullanımı ve ulaştırma güvenliği gibi meselelere olası etkileri ve yaz saatinde mi yoksa kış saatinde mi kalınacağı konusunda ortak bir karara varmanın zorluğu nedeniyle bu konuda henüz somut bir adım atılabilmiş değil.
Tartışmaların devam ettiği bir diğer ülke ABD. Başkan Donald Trump, 11 Nisan 2025’te sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda kalıcı yaz saati uygulamasına geçilmesi konusunda Temsilciler Meclisi ve Senato’ya çağrıda bulunmuştu. 14 Temmuz 2025’te yaz saati uygulamasını kalıcı hale getirmeyi öneren Günışığı Koruma Yasası (Sunshine Protection Act) Temsilciler Meclisi’ne sunuldu ve 308’e karşı 117 oyla kabul edildi. Fakat öneri henüz Senato’da görüşülmediği için yasalaşmış değil. Her yıl 1 Kasım’da kış saatine geçen ABD’de Senato’nun 3 Kasım’da yapılacak ara seçimlerden önce toplanması planlanmadığı için uygulamanın bu yıl da devam edeceği öngörülüyor.
Kalıcı yaz saati uygulaması ve enerji tasarrufu arasındaki ilişki
Türkiye’de kalıcı yaz saati uygulamasına öncelikli olarak elektrik enerjisinden tasarruf sağlayacağı gerekçesiyle geçilmişti. Halbuki, mevsimlere göre saatlerimizi bir saat ileri ya da geri aldığımız yaz ve kış saati uygulamalarının da başlıca nedeni güneş ışığından daha fazla yararlanarak enerjiden tasarruf etmekti.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın açıklamalarına göre, Türkiye’deki kalıcı yaz saati uygulaması tasarruf sağlıyor. Bakanlık yaptığı açıklamalarda İTÜ raporlarına işaret ediyor. Fakat bahsi geçen raporlara erişilemiyor.
Öte yandan, Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) sabit yaz saati uygulamasının tasarruf bir yana israfa neden olduğunu iddia ediyor. EMO, uygulamanın ilk dönemi olan 2016'nın Kasım ve Aralık, 2017'nin Ocak, Şubat ve Mart aylarında yaptıkları hesaplamalarda söz konusu dönemlerde bir önceki yılın aynı aylarına göre; elektrik tüketiminde 7 milyar kilovatsaat düzeyinde artış yaşandığını tespit ettiklerini söylemişti.
Bu konuda yapılan farklı bilimsel araştırmalara göre saatlerimizi mevsimlere göre ayarlamak anlamlı bir tasarruf sağlamıyor. 2018 yılında yapılan bir araştırmaya göre, uygulamanın elektrik kazancına faydası en fazla yüzde 0,3. Yani, hane halklarının elektrik faturasına neredeyse hiç yansımayacak bir miktar. Bu yönüyle bakıldığında yaz/kış saati uygulamasının enerji tasarrufu sağlamadığı görülüyor.
Evrim Ağacı’ndan Çağrı Mert Bakırcı’ya göre ise bu tür bir uygulama ancak 20’nci yüzyılın başlarında anlamlı olabilirdi. Çünkü o zamanlar akkor lambalar gibi verimsiz ampullerle aydınlatma, verimliliği yüzde 50'ye kadar düşebilen sobalarla ısıtma yapılıyordu. Bakırcı, giderek artan verimliliğe sahip LED ışıkların, akıllı sensörlerin, verimliliği yüzde 99'lara varabilen elektrikli ısıtıcıların olduğu 21’inci yüzyılda saatleri değiştirerek tasarruf sağlanabileceğini düşünmüyor.
Kalıcı yaz saati uygulamasının başlamasından bu yana yapılan önemli çalışmalardan biri 2021’de Doç. Dr. Sinan Küfeoğlu ve arkadaşlarına ait. Teyit, hem söz konusu çalışma hakkında bilgi almak hem de Türkiye’deki kalıcı yaz saati uygulamasına dair görüşlerini almak üzere Sinan Küfeoğlu’na ulaştı.
Finlandiya’daki Vaasa Üniversitesi Elektrik Mühendisliği bölümünde Elektrik Piyasaları ve Esneklik uzmanı olarak görev alan Küfeoğlu 2016'daki kararın temel gerekçelerinden birinin enerji tasarrufu olduğunu ancak bildiği kadarıyla bu gerekçeye dayanak gösterilen çalışmanın kamuoyuyla paylaşılmadığını söyledi. Bu noktada kullandığı veri ve varsayımları bilinmeyen bir çalışmanın sonuçlarını değerlendirmenin mümkün olmadığını vurgulayan uzman isim, kamu politikasına dayanak olan bir analizin bağımsız uzmanların inceleyebileceği şekilde yayımlanmasının tartışmanın sağlıklı yürümesi için şart olduğu görüşünde.
Bakanlığın referans gösterdiği çalışmanın açıklanmamış olması bir yana, Doç. Dr. Küfeoğlu hangi saat dilimi seçilirse seçilsin, ulusal elektrik tüketimine etkisinin büyük olasılıkla küçük olacağını belirtiyor:
Türkiye’nin coğrafi konumu burada önemli. UTC+3 saat dilimi, coğrafi olarak 45° doğu boylamına karşılık geliyor. Oysa İstanbul yaklaşık 29°, Edirne yaklaşık 26,5° doğudadır. Bu, özellikle batı illerinde saatin güneşe göre bir saatten fazla ileride olduğu anlamına geliyor. Sonuç olarak en kısa kış günlerinde İstanbul’da güneş 08:20'yi geçe, Edirne’de 08:30 civarında doğuyor. UTC+2'de bu saatler yaklaşık bir saat erken olurdu. Doğu illerinde ise durum farklı: Van gibi illerde mevcut saat güneş zamanına çok daha yakın. Yani mevcut uygulamanın yükü ülke genelinde eşit dağılmıyor; kışın en çok batıdaki ve kalabalık illerdeki insanlar, özellikle sabah karanlıkta okula giden çocuklar ve erken işe çıkanlar etkileniyor.”
“Daylight Saving Time Policy and Energy Consumption” adlı çalışmalarında Doç. Dr. Küfeoğlu ve arkadaşları, TEİAŞ’ın 2012–2020 dönemine ait saatlik elektrik tüketimi verilerini, elektrik fiyatlarını ve meteorolojik verileri kullanmış. Çoklu doğrusal regresyon, kesintili zaman serisi ve fark-içinde-fark yöntemleriyle uygulamanın etkisini incelediklerini ifade eden Küfeoğlu, araştırmada saat uygulamasının Türkiye’nin toplam elektrik tüketiminde ölçülebilir bir tasarruf sağlamadığı sonucuna vardıklarını söylüyor.
“Ölçülebilir bir tasarruf sağlanamadığı” sonucunu özellikle vurgulayan Küfeoğlu şu ifadeleri kullandı:
Bir de yapısal bir eğilim var: yaz saati, aydınlatmada tasarruf amacıyla ortaya çıktı. Oysa LED’lerin yaygınlaşmasıyla aydınlatmanın toplam elektrik tüketimindeki payı hızla düşüyor. ABD’de bu pay bir asır önce yaklaşık beşte bir iken bugün onda birin altında. Isıtma ve soğutma ise tüketimde giderek daha belirleyici. Bu nedenle enerji argümanı zamanla daha da zayıflıyor.
Son olarak, Türkiye’nin 2016'daki değişikliği aslında yaz saatini kış aylarına taşımak anlamına geliyordu. Kış mevsimi ileri saatin enerji açısından en dezavantajlı olduğu dönemdir: akşam kazanılan ışığa karşılık sabahlar karanlıkta geçer ve ısınma ile sabah aydınlatması ihtiyacı artar. Uluslararası çalışmaların büyük kısmı ise yaz saatinin yaz aylarındaki etkisini inceliyor. Bu bakımdan, kışın ileri saat uygulamasının önemli bir enerji tasarrufu sağlamasını beklemek için güçlü bir neden göremiyorum.”
Onuncu yılında hala tartışılan uygulama konusunda neler yapılabileceği sorusunu yönelttiğimiz Doç. Dr. Küfeoğlu’nun önerileri şöyle:
Bağımsız bir sonradan değerlendirme: On yıllık veri artık ciddi bir analiz için yeterli. Saatlik tüketim verisi, il bazında hava durumu ve uygun karşılaştırma gruplarıyla yapılacak bağımsız bir çalışma, enerji etkisini çok daha kesin biçimde ortaya koyabilir. Bizim 2021 çalışmamız bu alanda bir ilk adımdı, ancak daha ayrıntılı veriyle çok daha güçlü analizler mümkün.
Çok boyutlu bir değerlendirme: Karar yalnızca enerjiye göre değil; sağlık ve uyku, eğitim (okul başlama saatleri), trafik güvenliği, iş hayatı ve uluslararası ticaret gibi boyutlar birlikte ele alınarak verilmeli. Bu boyutların her birinde ilgili alanların uzmanlarına başvurulmalı.
Kamuoyunun görüşü: Avrupa Birliği 2018'de bu konuda bir kamuoyu danışması yaptı ve 4,6 milyon yanıt aldı. Türkiye’de de benzer bir katılım süreci, kararın meşruiyetini güçlendirir.
Kısa vadeli çözümler: Saat dilimi konusunda bir karar verilene kadar, kış aylarında okul ve kamu kurumlarının başlama saatlerinin esnetilmesi, özellikle batı illerinde sabah karanlığının etkisini hafifletebilir.
Kısacası, enerji tasarrufu bu tartışmada belirleyici bir argüman olmamalı. Elimizdeki veriler önemli bir tasarrufu desteklemiyor. Asıl soru, insanların günlük yaşamını ve sağlığını en iyi hangi düzenlemenin desteklediği; bu sorunun yanıtı da şeffaf veriler ve farklı alanlardan uzmanların katkısıyla verilmeli.”
Mevsimsel saat değişiklikleri insan sağlığını olumsuz etkiliyor
Resmi makamlardan yapılan açıklamalarda kalıcı yaz saati uygulamasının enerji tasarrufunun yanında insan sağlığına olumlu etkileri de öne çıkarılıyor. Bakan Bayraktar’ın kendisine yöneltilen soru önergesine cevaben sunduğu yazılı açıklamada çalışmalar incelendiğinde yaz/kış saati uygulamasını takip eden süreçlerde kalp rahatsızlıklarının arttığı, trafik kazalarında göze çarpan bir artış olduğu, özellikle kış saati uygulamasını takiben, çalışan kesimin depresyon riskinin arttığı sonuçlarına ulaşıldığı ifade ediliyor.
Geçici/kalıcı yaz saati uygulamasının fiziksel ve zihinsel sağlığa etkileri dünyada da tartışılıyor ve bu konuda yapılmış pek çok çalışma var.
Araştırmaların büyük kısmı saatlerin değiştirilmesini takip eden günlerin bireylerin fiziksel ve psikolojik sağlığını olumsuz etkilediğini ortaya koyuyor. Örneğin Almanya ve Birleşik Krallık’ta yapılan bir araştırmaya göre, bahar aylarında yapılan saat değişikliği sirkadiyen ritmi, yani biyolojik saati bozarak kişilerin psikolojik sağlığını olumsuz etkiliyor.
Kimi araştırmalar ise sonbaharda saatlerin geri alınmasıyla depresif dönemlerin arttığını ortaya koyuyor. Danimarka'da 1995-2012 yılları arasındaki verileri inceleyen araştırmacılar, kış saatine geçilmesi sonrası 10 hafta içinde majör depresyon vakalarının yüzde 11 oranında arttığı sonucuna ulaşmış.
Ancak araştırmacıların büyük kısmı kalıcı kış saati uygulamasının kalıcı yaz saati uygulamasından daha sağlıklı olduğu görüşünde.
2020’de Journal of Biological Rhythms dergisinde yayımlanan “Neden yaz saati uygulamasını terk etmeliyiz?” adlı çalışmada araştırmacılar yaz saati uygulamasının biyolojik saat ile sosyal saat arasındaki farkı artırdığını, bunun insanların hem zihinsel hem bedensel sağlığını tehdit ettiğini vurguluyor. Araştırmacılar çalışmanın sonunda insan sağlığı ve güvenliği için kalıcı kış saatine geçilmesini öneriyor. Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi de 2024’te yayımladığı görüş yazısında biyolojik saatin doğal gün ışığıyla daha iyi uyum sağlaması nedeniyle yıl boyunca kış saatinin kullanılmasını savunuyor.
Biyolojik saat ya da sirkadiyen ritim, vücudumuzun 24 saatlik bir günde izlediği düzen, bir nevi iç saatimiz. Teyit’in ulaştığı Uyku Hastalıkları Doktoru Prof. Dr. Derya Karadeniz’e göre, bu ritmin en önemlisi uyku uyanıklık ritmi. Işık ve karanlık ise sirkadiyen ritmi en çok etkileyen faktörlerin başında geliyor.
Sirkadiyen ritim vücudumuzdaki birçok sistemi etkiliyor. Haliyle bu ritim bozulduğunda bağışıklık sisteminden kalp damar sistemine kadar vücudumuzdaki birçok sistemi olumsuz etkiliyor. Yanı sıra, bilişsel fonksiyonlar, duygu durumu ve uyku kalitesi olumsuz etkileniyor. Bu da hayat kalitesinde ciddi bir düşüşe sebep oluyor.
Karadeniz’e göre, kalıcı yaz saati uygulaması sirkadiyen ritmin bozulmasına yol açan en önemli faktörlerden. Çünkü ışığı görmeden uyanan beden, aslında 24 saatlik döngüsünü tamamlamadan yeni güne başlamış oluyor. Sirkadiyen ritmin en önemli döngülerinden olan uyku döngüsünde karanlıkla birlikte vücudumuzda artan melatonin bizi uykuya hazırlarken, güneş ışığıyla birlikte artan kortizol ve adrenalin benzeri hormonlar bizi güne hazırlıyor. İç saatimiz bu düzenle işlerken henüz güneş doğmamışken güne başlamak birçok sağlık sorununu beraberinde getiriyor. Prof. Dr. Derya Karadeniz, kalıcı yaz saati uygulamasıyla birlikte kış aylarında uyku bozukluğu şikayetiyle başvuran hastalarda artış olduğunu söylüyor.
Teyit’in ulaştığı Psikiyatrist Dr. Yunus Hacımusalar’a göre, vücudumuzun biyolojik ritmi gün ışığıyla uyanmayı ve karanlık olduktan bir süre sonra uyumayı önerir. Kış aylarında sabah saatlerinde karanlık olması sebebiyle vücudun biyolojik ritmi hala uykuda olmayı ister. Bu da gün içerisinde adaptasyon sorunları, halsizlik, yorgunluk gibi belirtileri ve depresif semptomları tetikleyebilir. Özellikle kapalı ofislerde çalışan bireylerde, gün içinde parlak ışık alma oranı azaldığı için depresif belirtilerde daha fazla artış olabilir.
Hacımusalar, biyolojik ritimde önemli olanın sabah gün ışığıyla uyanma olduğunun altını çiziyor. Yani, karanlık ama erken saatlerde uyanıp gün içerisinde gün ışığından daha çok yararlanmaktansa, gün ışığıyla uyanmak fiziksel ve ruhsal sağlığımız için daha önemli.
Karanlık bir güne uyanmak güvenlik endişelerini beraberinde getiriyor
Kalıcı yaz saati uygulamasına geçildiğinden beri en çok tartışma konusu olan başlıklardan biri de uygulamanın günlük hayata etkileri ve çeşitli güvenlik endişeleri.
Kalıcı yaz saati uygulaması ile birlikte kış aylarında çalışanların ve öğrencilerin erken saatlerde, henüz hava aydınlanmadan, yollara düşmeleri birçok sıkıntıyı da beraberinde getirdi. Konuyla ilgili röportaj veren ebeveynler, özellikle küçük çocukların karanlıkta uyanmaları, hatta ilk derslerine karanlıkta girmelerinden yakınıyor. Kimileri bu durumun derslerdeki verimliliklerini etkilediği görüşünde.
Aynı şekilde, mesaisi sabah saat 8 ile 9 arasında başlayan bir çalışan işe hava aydınlanmadan gitmek durumunda kalıyor. Üstelik çalışanların büyük bir kısmı ya hava kararınca evine varıyor ya da işyerinden ayrılırken hava çoktan kararmış oluyor. Bu da kişilerin kış aylarında güneş ışığını hiç görmedikleri günler geçirmeleri anlamına geliyor.
Yanı sıra, sürücülerin ve yayaların sabahın erken saatlerinde karanlıkta yollara düşmelerinin trafiği olumsuz etkilediği ve kazalara yol açtığı düşünülüyor. Örneğin, Türkiye’nin sabit saat uygulamasının ardından KKTC de aynı uygulamayı başlatmış fakat tepkilerden sonra uygulamadan vazgeçmişti. Karanlığın neden olduğu bir kazada okul servisindeki üç genç hayatını kaybetmiş ve bu olayın ardından Kıbrıslı gençler Kuzey Kıbrıs Meclisi'nin önünde toplanmıştı. Olayın ardından tepkiler dikkate alınmış ve hükümet uygulamadan vazgeçmişti.
Bununla birlikte saatlerin mevsimlere göre ileri ya da geri alındığı düzende uyku düzeninde yaşanan bozulma neticesinde trafik kazalarının arttığını gösteren araştırmalar da var. Kış aylarının neredeyse tamamını karanlıkta geçiren İsveç ve Norveç gibi ülkelerin trafikleri ise dünyanın en güvenli trafikleri arasında bulunuyor. Yani trafik kazalarının artışını etkileyen ülkelerin trafik kuralları, yolların güvenliği, trafikteki davranış biçimleri gibi birden fazla neden olabilir.
Kalıcı yaz saati uygulaması beraberinde güvenlik endişelerini de getiriyor. Bu endişeler zaman zaman hem mecliste hem medyada gündeme gelmeye devam ediyor. Aralık 2023’te CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü kış saati uygulanması ve kalıcı yaz saati uygulamasının iptali için TBMM'ye kanun teklifi vermiş ve güvenlik risklerinin altını çizmişti. Kadınların ve çocukların karanlıkta sokaklarda olmak zorunda olması, özellikle toplumsal güvenin oldukça zedelendiği son dönemlerde kaygıları da beraberinde getiriyor.
Saatleri mi ayarlamalı, rutinleri mi değiştirmeli?
Konuyla ilgili farklı fikirler olduğu gibi farklı çözüm önerileri de var. Örneğin, Elektrik Mühendisleri Odası çözümü saatlerin Türkiye’nin batısından geçen 30’uncu meridyene göre ayarlanmasında görüyor. Böylelikle saatler nüfus yoğunluğunun daha fazla olduğu şehirlere göre belirlenmiş olacak. Yani, kalıcı kış saatini öneriyorlar.
Fakat Makine Mühendisi Tahir Bıyıkçıoğlu’na göre, çiftçi nüfusun yoğun olduğu doğu illerinin 30’uncu meridyene göre yaşaması tarım faaliyetlerinde aksamaya neden olabilir. Öyle ki, kalıcı kış saati uygulanırsa tarım faaliyetlerini sürdürmek için çok erken saatlerde uyanan çiftçilerin gün ışığından yararlanabilecekleri saatler kısalır.
Teyit’in ulaştığı Prof Dr. Derya Karadeniz ve Psikiyatrist Dr. Yunus Hacımusalar, saatlerin mevsimlere göre ayarlanmasının insan sağlığı için en doğrusu olduğu görüşünde. Hacımusalar, birçok ülkede uygulanan ve alışılmış bir uygulamanın ruh sağlığı üzerinde olumlu etkileri olacağını söylüyor. Sağlık uzmanları, kalıcı yaz saati uygulaması enerji tasarrufu sağlıyor olsa bile insan sağlığına tercih edilmemeli diyor.
Bir diğer çözüm önerisi, okul ve çalışma saatlerinin illere göre düzenlenmesi. Uzmanlar, bunun da bir nevi saatleri biyolojik saatimize göre ayarlamak olduğu görüşünde.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 17 Ekim 2024’te tüm illerin valiliklerine gönderdiği genelgede il bazlı ders saati başlangıç saatlerini belirlemeye valiliklerin yetkili olduğu hatırlatmıştı. Valiliğin, saatleri planlarken gün doğumu ve batımı saatleri ile toplumsal şartların göz önünde bulundurulması gerektiğini hatırlatmıştı. Fakat, toplumsal kesimlerin şikayetlerine çözüm olacak bir değişiklik yapılamadı.
Uzmanlar, hangi uygulamanın enerji tüketiminde daha efektif, hangisinin insan sağlığı için daha iyi olduğu konularında hemfikir olmasalar da bir konuda ortak paydada buluşuyorlar. O da hem enerji verimliliği hem de insan sağlığı için gün ışığından maksimum seviyede faydalanmanın şart olduğu. Özellikle bireyler, hem bedensel hem psikolojik sağlıkları için güne gün ışığıyla başlamalı.
“Saatin kendisi mekan, yürüyüşü zaman, ayarı insandır.” Bu sözler Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nden. Ayar insan olunca farklı bakış açıları, farklı çıkarlar ve farklı şikayetler kaçınılmaz. Yine de, en doğru uygulama için bilimsel çalışmalar ve uzman görüşleri ışık olmalı.