Arama

Select theme:

Mamografi çekimi kanser hücrelerini patlatarak yayılmasına yol açar mı?

Bulgular

  • Mamografi sırasında memeye 23 kilogram değil, ortalama 10 ila 15 kilogram arasında bir kuvvet uygulanır ve cihazlar üst sınırı yaklaşık 20 kilogram ile sınırlar.
  • Meme içi lenf nodları toksin torbaları veya patlamaya hazır sivilceler değil, esnek ve süngerimsi dokular.
  • Mamografide kompresyon dokuyu sabitlemek ve net görüntü almak için uygulanıyor, basınç kalktığında doku eski formuna dönüyor.
  • Kanser mekanik bir patlamayla yayılmaz. Mamografi baskısının metastaz riskini artırmadığı bilimsel olarak kanıtlandı.
  • Modern mamografide alınan radyasyon dozu son derece düşük ve yıllık düzenli taramalarda radyasyona bağlı kanser riski %0.0001 civarında.

 

Sosyal medyada zaman zaman kanserle ilgili çeşitli iddialar dolaşıma giriyor. Bu iddialardan birine göre mamografi çekimi sırasında memeye yaklaşık 23 kilogramlık bir basınç uyguluyor, bu basınç toksinlerle dolu olan meme lenf düğümünü "patlamaya hazır bir sivilceye" dönüştürüyor. Nihayetinde bu düğümün patlamasının kansere sebep olduğu öne sürülüyor. Ayrıca, her mamografinin kanser riskini yüzde 2 artırdığı da iddialar arasında yer alıyor.

Ancak söz konusu iddialar anatomi, tıbbi fizyoloji, radyoloji standartları ve onkoloji prensipleriyle tamamen çelişiyor.

Memenin anatomisi ve lenf sistemi

Meme dokusu süt bezleri, süt kanalları ve yağ dokusundan oluşuyor. Dokunun içinde sıvıyı taşıyan ince bir lenf damarları ağı yer alırken, sıvıyı filtreleyen ana lenf düğümü kümeleri koltuk altı bölgesinde ve göğüs duvarında konumlanıyor. Tıbbi literatürde geçen "meme içi" lenf nodları ise doğrudan meme dokusunun parankiminin içerisinde yer alıyor. Vücudun savunma mekanizmasının kritik bir parçası olan lenf nodları, zararlı mikroorganizmaları, atıkları ve bazen metastaz yapabilen kanser hücrelerini süzüp filtreleyen, bağışıklık hücrelerini barındıran canlı dokular.

Bu durum, mamografi çekimi sırasında meme dokusuyla birlikte bu meme içi lenf nodlarının da iki plaka arasında kompresyona uğradığı anlamına geliyor. Mamografinin temel amacı, meme dokusunu düzleştirip yayarak daha net görüntü elde etmek. Bu süreçte meme içindeki lenf nodları da doğal olarak basınç altında kalıyor. Diğer yandan, kaburgaların arkasında ve göğüs duvarında konumlanan "iç meme" lenf düğümleri ise rutin mamografi çekim alanının tamamen dışında kalıyor.

Bazı durumlarda lenf nodları, vücuttan gelen sıvıyı süzerken oraya ulaşan kanser hücrelerini yakalar. Ancak bu hücreler nod içinde yerleşip çoğalmaya başlarsa lenf nodunun kendisi de kanser hücreleriyle dolabilir. Ancak ister meme içinde yer alan intramammar lenf nodları olsun, ister diğer lenf dokuları, bunların hiçbiri içi sıvı dolu "toksin torbaları" veya “patlamaya hazır bir sivilce” değil, canlı bağışıklık dokuları. Lifli, esnek ve süngerimsi yapıdaki bu dokuların mamografi baskısıyla ezilip "toksini patlatması" fiziksel ve mekanik olarak mümkün değil. Mamografi cihazının uyguladığı kompresyon dokuyu sabitlemek ve net görüntü almak için uygulanıyor, basınç kalktığında doku eski formuna dönüyor ve kansere yol açmıyor.

Tıbbi standartlara göre uygulanan baskı kuvveti 10 ila 15 kilogram arasında

Mamografi çekimi sırasında memenin iki plaka arasına sıkıştırıldığı doğru, ancak uygulanan kuvvet iddia edildiği gibi 23 kilogram değil.

Uluslararası radyoloji kılavuzlarına ve standartlarına göre güncel dijital mamografi cihazlarında hastaya uygulanan ortalama baskı kuvveti genellikle 10 ila 15 kilogram (100-150 Newton) civarında. Cihaz, memenin kalınlığına ve esnekliğine göre dirençle karşılaştığında basma işlemini otomatik olarak durduracak biçimde programlanmış ve güvenlik mekanizmaları üst sınırı yaklaşık 20 kilogram (200 Newton) ile kısıtlıyor.

Mamografi sırasında memenin sıkıştırılmasının kritik tıbbi nedenleri bulunuyor. Katmanlı bir yapıya sahip meme dokusu sıkıştırılmadığı takdirde dokular üst üste binerek arkasında gizlenen küçük tümörlerin gözden kaçmasına neden olabiliyor. Dokunun düzleştirilerek inceltilmesi hem hareket kaynaklı bulanıklıkları önleyip X-ışınlarının daha net geçmesini sağlayarak görüntü kalitesini artırıyor, hem de ince bir dokudan geçen radyasyon miktarını en düşük seviyeye indiriyor.

Kanser biyolojisi: Kitleler “patlayan sivilceler” değil

Kanser, hücresel düzeyde meydana gelen bir kontrolsüz çoğalma bozukluğu olup hücre DNA’sındaki mutasyonlar sonucu ortaya çıkar. Mekanik bir baskı veya dışarıdan uygulanan kuvvet, sağlıklı bir hücrenin DNA’sını bozarak onu kanserli bir hücreye dönüştüremez.

Tıpta karaciğer veya yumurtalık gibi bazı organlardaki mevcut çok büyük kitlelerde kendiliğinden veya aşırı travmalar sonucu görülebilen "tümör rüptürü" (tümörün yırtılması/çatlaması) kavramı bulunsa da, bu durum mamografinin mekaniğinden tamamen farklı. Mamografide uygulanan profesyonel kompresyon katı veya kistik bir meme tümörünü sivilce gibi patlatacak bir kuvvete sahip değil.Yani mevcut bir tümörün üzerine basılması patlayarak vücuda yayılmasına yol açmaz. Kanser hücrelerinin vücudun diğer bölgelerine yayılması mekanik bir patlamayla değil, hücrelerin çevre dokulara sızması, kan veya lenf damarlarına tutunarak biyolojik süreçlerle dolaşıma katılmasıyla gerçekleşiyor. Bilimsel araştırmalar, mamografi sırasında uygulanan baskının metastaz riskini artırmadığını kesin olarak gösteriyor.

Radyasyon riski

Mamografi ile ilgili bir diğer yanlış algı da radyasyonun kansere yol açtığı ve her çekimin kanser riskini yüzde 2 oranında artırdığı yönünde. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) verilerine göre modern dijital mamografide alınan radyasyon dozu yaklaşık 0.4 mSv. Bu değer 6-7 haftada doğadan (güneş, toprak, vb.) kendiliğinden alınan doğal arka plan radyasyonuna eşit. Geniş çaplı bilimsel modellemelerde, 40-74 yaş arasında her yıl düzenli mamografi çektiren kadınlarda radyasyona bağlı kanser gelişme riski yüz binde 10 ila 20 gibi çok düşük bir seviyede kalıyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), İngiltere Kanser Araştırma Vakfı, Amerikan Kanser Derneği (ACS) ve Türk Radyoloji Derneği gibi kuruluşlar, 40 yaş üzerindeki kadınların düzenli mamografi taraması yaptırmasını öneriyor. Mamografi, meme kanserine bağlı ölümleri yüzde 20 ila yüzde 40 oranında azaltan ve henüz elle hissedilemeyen milimetrik kitleleri seneler öncesinden tespit edebilen en etkili tarama yöntemi.

Sonuç olarak, mamografi çekiminde memeye 23 kilogramlık basınç uygulandığı ve bu basıncın meme içi lenf nodlarını toksinlerle birlikte patlatarak kansere yol açtığı iddiası gerçeği yansıtmıyor. Ayrıca, mamografi erken meme kanseri teşhisi için en etkili yöntem olmaya devam ediyor.

teyit.org

Benzer Makaleler: