Dijital platformlarda kaynağı belirsiz paylaşılan iddialar, kamuoyunda bilgi kirliliğine neden oluyor. Yanıltıcı içeriklerin etkisini azaltmak için kullanıcıların haberleri kontrol etmesi ve güvenilir kaynakları esas alması önemli bir rol oynuyor.
ARKA PLAN VE İDDİALAR
ABD merkezli sosyal medya platformu X'te "NASA, derin uzayın sesini başarıyla kaydetti ve bu kesinlikle akıllara durgunluk veriyor" mesajıyla yapılan paylaşım kısa sürede gündem oldu.

Uzaydan elde edilediği iddia edilen ses kaydı, yabancı kullanıcıların da gündemindeydi.

BULGULAR
Teyit Hattı, kaydın kaynağını incelediğinde paylaşımın 2019 yılında NASA'nın resmi X hesabından yapıldığı belirlendi.

NASA tarafından "Hubble Treasure Trove Sonification" başlığıyla paylaşılan kaydın, Hubble Uzay Teleskobu’nun görüntülediği bir galaksi kümesine ait görsel verilerin sese dönüştürülmesiyle oluşturulduğu belirtildi. Çalışmada uzaydan doğrudan bir ses kaydı alınmadığı, teleskop verilerinin belirli kurallar çerçevesinde “seslendirildiği” ifade edildi.
NASA'nın açıklamasına göre, görselleştirmede zaman soldan sağa doğru akacak şekilde kurgulandı. Görüntünün alt kısmında yer alan gök cisimleri düşük frekanslı, üst kısmındakiler ise daha yüksek frekanslı seslerle temsil edildi. Kullanılan ses aralığının 30 ile 1000 hertz arasında değiştiği aktarıldı.

Erciyes Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Hasan Ak, uzay sesi olduğu iddia edilen kayıtları Anadolu Ajansı Teyit Hattı için değerlendirdi.
Benzer iddialarla zaman zaman karşılaştıklarını belirten Doç. Dr. Ak, galaksiler arası uzayın mutlak boşluğa çok yakın bir yapıya sahip olduğunu vurgulayarak, bu ortamlarda klasik anlamda sesin yayılmasının mümkün olmadığını söyledi.
NASA veya diğer uzay ajansları ile bazı bireysel araştırmacıların, halkın ilgisini bilime çekmek ya da popülerlik amacıyla bu tür kayıtları zaman zaman paylaştığını ifade eden Ak, bu kayıtların gerçek anlamda “orijinal bir ses” olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığını belirtti. Söz konusu seslerin, Dünya’da iki insanın herhangi bir araç kullanmadan konuşurken çıkardığı sesler ya da bir canlının veya nesnenin doğal hareketi sırasında oluşan sesler gibi olmadığını dile getirdi.
Ak, bu kayıtların gök cisimlerinden yayılan radyo dalgalarının stüdyo ortamında sese dönüştürülmesiyle elde edildiğini belirterek, “Gök cisimleri, elektromanyetik tayfın tamamında — gama ışınlarından radyo dalgalarına kadar — ışınım yayar. Bu dalgalar doğrudan duyulabilir değildir. Ancak tıpkı radyo ve televizyon yayınlarında sesin radyo dalgalarına çevrilmesi gibi, burada da uzaydan gelen radyo dalgaları tersine bir işlemle sese dönüştürülmektedir” dedi.
Uzay boşluğunda doğrudan ses kaydının mümkün olmadığının altını çizen Ak, teorik olarak son derece hassas mikrofonlarla dahi uzayda bir bakterinin, virüsün ya da atomun sesini kaydetmenin mümkün olmayacağını söyledi.
Mars'ta kaydedildiği belirtilen seslere de değinen Ak, bu örneklerin uzay boşluğuyla karıştırılmaması gerektiğini belirtti. Mars’ta az da olsa bir atmosfer bulunduğunu hatırlatan Ak, rüzgar hareketleri ya da gezegenin iç dinamikleri nedeniyle oluşan titreşimlerin, görev araçlarındaki hassas mikrofonlar aracılığıyla kaydedilebildiğini ifade etti.
Ak, uzay boşluğunda doğrudan ses kaydedildiği yönündeki iddiaların bilimsel gerçeklerle örtüşmediğini vurgulayarak, bu tür paylaşımların yanlış anlaşılmalara yol açtığını sözlerine ekledi.
BULGU SETİ
- 2019'da NASA tarafından yayınlanan kayıt, Hubble Uzay Teleskobu’nun görüntülediği bir galaksi kümesine ait görsel verilerin sese dönüştürülmesiyle oluşturuldu.
- AA Teyit Hattı'na ses kaydı ile ilgili açıklamada bulunan Doç. Dr. Hasan Ak, mutlak boşluğun bulunduğu uzayda klasik seslerin yayılmasının mümkün olmadığını belirtti.

Gaye Güllü aa/teyithatti/