Gizliliği kaldırılan CIA belgelerinde, ABD’nin uçaklardan gaz saldığı ve hava durumunu değiştirdiği öne sürüldü. Peki belgenin tamamı ne söylüyor?
“Chemtrails” olarak da bilinen ve uçaklardan püskürtülen kimyasallarla “zehirleme” yapıldığını öne süren komplo teorileri zaman zaman kapıyı çalıyor. CIA olarak da bilinen ABD Gizli İstihbarat Teşkilatı arşivinden 1965 tarihli bir belgenin çıkmasıyla konu tekrar gündemde.
Belgenin içeriğinde ABD’nin hava durumunu değiştirme ve uçaklardan atmosfere kimyasal salınım teknolojisi planlarının yer aldığı öne sürüldü. Peki belgenin tamamı ne hakkında ve bize ne söylüyor?

Bu teknoloji “Betsy Kasırgası” üzerine tartışmaya açıldı
Dolaşıma giren belge 1965 yılına ait gerçek bir CIA arşiv belgesi ve belgeye açık kaynaklardan ulaşmak mümkün. Tamamı 18 sayfadan oluşan belge, 1965’te Beyaz Saray ve çeşitli kurumlar arasındaki yazışmaları ve bir raporu gösteriyor. Taraflar arasında CIA, Ticaret Bakanlığı, Ulusal Bilim Vakfı (NSF) ve Çevresel Bilim Hizmetleri İdaresi (ESSA) gibi birimler yer alıyor.
Rapor, Eylül 1965’te New Orleans’ta yaşanan Betsy Kasırgası üzerine, hava durumu kaynaklı felaketlerin nasıl önlenebileceği üzerine oluşturulmuş.
Dönemin Ticaret Bakanı John T. Connor, o dönemin ABD Başkanı Lyndon B. Johnson’a “Betsy Kasırgası” ve hava durumu servisleri hakkında bir rapor iletmiş. Kasırganın yıkıcı etkileri sonrası hava durumu tahmin uygulamalarının geliştirilmesi ve gelecekte hava durumunun değiştirilip kontrol edilebilmesinin sınırları konusunda bir tartışma başlatmış.

Bunun üzerine Başkan Johnson, hava durumu kontrolü konusunda bir atılım yapılmasını istemiş ve programa tam destek verdiğini iletmiş.
Belgede “chemtrails” planlanmıyor
Belgede hükümete sunulan bilimsel çalışmalar “hava durumu değişimi” başlığı altında konuşuluyor. Hava durumunu bir “silah” ya da “korunma aracı” olarak kullanma potansiyelinin ciddiye alındığının burada altı çiziliyor.
Atmosfere “insan yapımı materyallerin” ulaştırılabilmesi için gerekli sistem kapasitesinin ABD'de olduğu ve "yapay tohumlama" teknolojisi de burada vurgulanıyor.

“Yapay yağmur yağdırma” olarak da bilinen bu teknoloji baraj doluluk oranlarını arttırmak, tarımda mahsulden verim almak ve sis dağıtma amaçlarıyla dünya genelinde kullanılıyor. CIA belgesinde bu teknoloji atmosfere gümüş iyodür gibi maddeler serpilerek yağmur yağdırılması ve fırtınaların etkisinin azaltılması bağlamında kullanılıyor.
Sosyal medya kullanıcılarının belgede bulduğu bağlam burada önemli. Birçok kullanıcı, bu belgelerin ABD'nin hava durumunu değiştirerek "dünyada kontrol sağlamaya" çalıştığını kanıtladığını iddia etti. Öyle ki belge, “chemtrail” olarak da bilinen komplo teorisiyle ilişkilendirildi.
Chemtrails, uçakların arkasında bıraktığı beyaz izlerin hükümetler tarafından halkı zehirleme, iklimi değiştirme ve zihin kontrolü için salındığını savunan bir komplo teorisi. Bu teori, bilim dünyasında desteklenmiyor. Zira, bu beyaz izler de “contrail”, yani yoğunlaşma izi olarak biliniyor.
Dolayısıyla burada belgenin bağlamını iyi anlamak lazım. Çünkü doküman “chemtrails” uygulamasından bahsetmiyor. Onun yerine yazışmalarda “bulut tohumlama” olarak bilinen ve gökyüzünde var olan bulutlardan verim alınmasını mümkün kılan teknoloji tartışılıyor.
Yani belgede söz edilen uygulamada havaya yabancı bir gaz yayılmıyor. Yalnızca bulutun içindeki mevcut nemi yağmura dönüştürecek bir 'çekirdek' (gümüş iyodür veya kuru buz) atmosfere yerleştiriliyor.
Yani ABD’nin 1960’lı yıllarda hava kontrolü projeleri planladığı ve yürüttüğüne doğru denebilir.
Ancak bulut tohumlama/hava durumu kontrolü ve chemtrails birbirinden ayrıştırılmalı. Bulut tohumlama, bilimsel veriler ve kurumlar tarafından desteklenen, dünyada elliden fazla ülkede başvurulan resmi bir uygulama.
Uygulama “gizli” bir plan gibi saklanmadı
Belgenin o dönem "gizli" olarak sınıflandırılması, yürütülen faaliyet yasal olmadığı için değil.
Bunun sebebi, Soğuk Savaş döneminde hava durumu kontrolünün stratejik bir teknoloji ve üstünlük olarak görülmesi ve Sovyetler Birliği ile rekabet unsuru taşıması. Zira belgede, SSCB'nin bu alandaki başarıları hakkında istihbarat toplamanın öneminden de söz ediliyor.
Belgenin bir kısmı da bütçe tabloları ve operasyonel detaylardan oluşuyor. Dokümanda bu konuda planlanan AR-GE harcamalarının 1963’ten sonra 1967 için yaklaşık dört katına çıkması öngörülüyor.
Dönemin ABD Başkanı Lyndon B. Johnson, Mayıs 1965’te Kongre’ye ilettiği raporda, konudaki genişletilmiş araştırmaları desteklediğini yazmış ve kamuoyuna da açık bir mesaj yayınlamış.

Sonuç olarak, ABD’nin 60’lı yıllarda “hava durumu kontrolü” için çalışmalar yürüttüğü söylenebilir. Ancak belge, meteorolojik bir araç olarak bulut tohumlamanın potansiyelinden bahsediyor ve hükümetin kasırgaları zayıflatma niyetini vurguluyor.
Özet
- 1965 tarihli CIA belgesi, uçaklarla zehirleme iddialarının aksine "Betsy Kasırgası" gibi doğal afetlerin yıkıcı etkilerini azaltmayı ve hava durumunu kontrol etmeyi amaçlayan stratejik planları içeriyor.
- Belgede tartışılan temel teknoloji, günümüzde de elliden fazla ülkede tarımsal verim ve baraj doluluğu için kullanılan "bulut tohumlama".
- Bu teknoloji, atmosfere gümüş iyodür gibi maddeler bırakılmasına dayanıyor ve hava durumunda kontrol sağlıyor.
- Yani ABD’nin 1960’lı yıllarda hava kontrolü projeleri planladığı ve yürüttüğüne doğru denebilir.
- Ancak belge, "chemtrails" olarak bilinen zihin kontrolü veya halkı zehirleme komplo teorilerini ise desteklemiyor.
- Aksine meteorolojik olayları bir savunma ve korunma aracı olarak kullanma potansiyelini inceliyor.
- Belgenin o dönem gizli tutulmasının ana nedeni faaliyetin yasa dışı olması değil, Soğuk Savaş döneminde hava durumu kontrolü teknolojisinin SSCB'ye karşı stratejik bir üstünlük yarışı olarak görülmesi.
- Dönemin ABD Başkanı Lyndon B. Johnson, hava durumu kontrolü araştırmalarını saklamak yerine bu projeler için bütçe artışını savunmuş ve konuyu resmi raporlarla Kongre'ye taşıyarak kamuoyuna açık tutmuş.
- Sonuç olarak arşiv kayıtları, ABD'nin 1960'larda hava durumunu manipüle etme projeleri yürüttüğünü doğruluyor. Ancak bu çalışmaları bilimsel temeli olmayan komplo teorilerinden ayırmak gerek.

Kaynaklar